Şeyh Seyyid Alâeddîn Semerkandî (Zeyne) Türbesi Zeyne Gülnar Mersin

Şeyh Seyyid Alâeddîn Semerkandî (Zeyne) Türbesi Zeyne Gülnar Mersin

Semerkand doğumlu olan Şeyh Ali, 15. yüzyıl başlarında Anadolu’ya göç eden âlim ve mutasavvıflardan biridir. Timur’un Anadolu istilasını takip eden yıllarda, Karamanoğulları hâkimiyetindeki Lârende’ye gelmiş; sonra İçel topraklarında Zeyne kasabasına yerleşmiştir. Vefatından sonra burada adına yapılan türbe ve zaviye, Osmanlı asırları boyunca faal kalmıştır. İşte bu çalışmada, Şeyh Ali Semerkandî’nin menkıbevî hayat hikâyesi ve Acem’den Rum’a gelişi ele alınmıştır. Ayrıca onun neslinden İçel’de kimlerin mevcut olduğu meselesi, Osmanlı dönemi tahrir defterlerindeki kayıtlardan hareketle incelenmiştir. Bu kayıtlarda sıklıkla zikredilen Zeyne-oğulları ile Semerkandî arasında bir irtibat kurulmaya çalışılmıştır.

 

Şeyh Ali Semerkand’da doğmuştur. Doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Babası Yahya, Şirvan’da doğmuş, Hazreti Peygamberin sülalesinden, sadattan imiş. Tarikat ilimlerini bitirdikten sonra Semerkand’a gelmiş, burada evlenmiştir. Aliyy-i Semerkandi 12 yaşındayken annesi ölmüş. Daha çocuk yaşlarda çok zeki birisi olduğu,12 yaşında Kur’anı on iki usule göre okuyup, tevsir edebiliyor ve akıl ilimlerinde de büyük maharete sahip olduğu görülüyormuş. 20 yaşındayken babası onu Kabe’ye götürmüş, birlikte haç etmişler. Aliyy-i Semarkandi Kabe’de kalmış. Çeşitli kabilelerin lehçelerini, Arab Lügatı’nın fasihini, fasih olmayanını, kullanılan kelimeleri öğrenmiş. 

Zeyne beldesi’ndeki türbede; Şeyh Seyyid Alaeddin Ali Semerkandi, zatın l. Eşi Rukiye türbedarlarına ait dört mezar, müritlerine ait 2 mezar oğlu Zeynelabine ait bir mezar, sır katibi Şeyh Mahmut’a ait bir mezar, zatın kızına ait mezar ve zatın 2. Eşi Cin Padişahı’nın kızına ait mezar vardır. Türbe, kesin olmamakla beraber Karamanoğlu Türk Beyliği döneminde yapılmıştır. Türbenin üzeri ahşap bir çatı ile kaplıdır. Altıgen piramidal çatı ile kaplı olan kesim sadece zata ait olan kesimdir. Duvarları taştandır. Müştemilatında bir Mescit vardır. Burası çeşitli yaraların tedavisi, hastalıklardan kurtulmak, dileklerde bulunmak için ziyaret edilir. Ayrıca sadece bu zatın manevi büyüklüğünden feyz almak için ziyaret edenler vardır. Bu zatın uzun süre bu yörede çobanlık yaptığı, çevresini irşat edip talebe okuttuğu, susuzluk çeken bölgeye asası ile su çıkardığı rivayet edilir. Türbenin bakımını Zeyne belediyesi yapmaktadır.

 Şeyh Aliyy-i Semerkandi’nin Rum’dan yana attığı yeşil asa Pınarbaşı’na, pınarın bulunduğu yere düşmüştür. Bu nedenle Halk buraya Şeyh Ali, Şeyh Zeynel Abidin Pınarı diyor. Şimdiki adı da Pınarbaşı’dır. Zeynel Abidin, Aliyy-i Semerkandi’nin oğludur. Burada yaşları 5-6 asrı bulan beş çınar ağacından zaman içinde biri yanmış olsa da, dördü şimdi de ayaktadır. Çınarlardan birisinin çevresi 22,5m., bir diğerinin çevresi 9,2m. dir. Kaç tane değirmeni birlikte döndürecek büyüklükteki pınarın üstüne, çınar ağacı, kıskançlıktan dolayı bağdaş kurup oturmuş gibidir. Temmuzda karpuzu çatlatan, eli donduran billur suyu, çınar sanki yalnız kendi içine akıtmak ister gibi kapsamıştır. Fakat çınar, pınardaki o dirilik, zindelik iksirini zaptedemiyor. Su köklerin altından kaynayıp fışkırıyor. Çınar, sanki doğal ömrünü tamamladıktan sonra bile pınarı başkasına bırakmak istemiyor. Boşalan göbeği içinde yetiştirdiği yavru şimdiden 100 yaşını doldurmuşa benziyor. İkinci çınarın köklerinden de sular fışkırıyor. İkisi birlikte küçük bir ırmak oluşturarak bahçelerin, tarlaların arasından billur gibi Göksu Nehri’ne akıyor. Yerli ve yabancılar çınarların altında, buz gibi suyun başında dinlenmek ve sakinleşmek için sık sık Pınarbaşı’nı ziyaret ediyorlar. Ayrıca burada piknik yeri, lokanta, çay bahçesi de bulunmaktadır.

Şeyh Ali Semerkandî’nin vefatından sonra, Zeyne kasabasındaki mekânı bir
zaviye olarak faaliyet göstermeye devam etmiştir. Bunu Kanuni Sultan Süleyman dönemine ait bir Vakıf Defteri’nde açıkça görmek mümkündür.